Ürün farklılaştırma ile Daha İyi Bir Marka Oluşturun

Ürün farklılaştırma ile Daha Çok Satın. Ürününüzü Farklılaştırın çünkü ancak bu şekilde rekabetin dışında istediğiniz gibi ürünüzü pazarlayabilirsiniz. Peki nedir bu ürün farklılaştırma? Nasıl Yapılır? Ürün Farklılaştırma avantajları nelerdir? Bu yazıda sizler için harika bir Ürün farklılaştırma rehberi hazırladık.

Ürün farklılaştırma ne demek?

Ürün farklılaştırma Bir ürünün pazarlama avantajı ve marka değeri için olumlu yönde muadillerinden farklılaştırıldığı bir üretim yaklaşımıdır. Basitçe söylemek gerekirse; fiziksel bir ürün veya hizmeti diğerlerinden ayırmak için yapılan değişikliklerdir. Kısacası ürün farklılaştırma demek ürünün temel özelliklerinden bir veya bir kaçının değiştirilmesi ve öncekinden farklı hale getirilmesi anlamına gelmektedir.

Eğer hâlihazırda pazarı olan ve rekabeti giderek artan bir üründe Private Label markası kurmak istiyorsanız muhakkak piyasadaki tüm ürünlerden daha iyi bir katma değer sunduğunuzdan emin olunuz, sakın ola ki en iyi satan rakibinize benzer bir ürün düşünüp “o satıyorsa pekala ben de satabilirim.” diye düşünmeyin. Evet, bu platformlar üzerinde geçerli olsa da maalesef a’dan z’ye tüm operasyonları size bağlı olan kendi sitenizde Private Label markası ile rakibiniz kadar başarılı olamayacaksınız büyük ihtimalle.

Private Label’in en büyük özelliği işte tamda burada başlıyor, alıcıya farklı bir değer katacak özellikleri varsa ürünün, rakiplerinizi yere daha kolay bir şekilde serebilirsiniz. Tüm ihtiyacınız olan şey  satacağınız ürünü olabildiğince farklılaştırmak hem kalite hem işlev hemde tasarımsal olarak albenisini artırmak. Aksi hâlde benzer ve kızıl okyanusta olan ir üründeki durumu düşünmek bile istemiyorum ama size garanti verebilirim ki benzer ürünü satarsanız sonu hüsran olacaktır.

Private Label Ürün Farklılaştırmanın avantajları;

  • Sizi rakiplerinizden ayırır.
  • Daha az pazarlama masraflarınız olur
  • Müşterinin dikkatini daha hızlı çekersiniz.
  • Seçilme ve beğenilme oranınız artar.
  • Herkes aynı iken siz farklı olanaı satıyor olacaksınız
  • Konsantrasyonunuzu artırır,  gibi muazzam avantajları vardır.

Private Label Ürün Farklılaştırmanın dezavantajları;

  • Üretim hattında maliyetleri artırır.
  • Üretimden önce split test gerektirir (Müşteri ya beğenmezse endişesini kaldırmanız gerekir.).
  • Ürün geliştirme için ürün tasarımcılarına para harcayabilirsiniz.

Ürün farklılaştırma ile Rekabetin Dışına çıkın

Gelin bunu iki Private Label markası üzerinde daha detaylı bir şekilde öğrenelim.

Nomatic ve Airinum markaları daha çıkmadan önce rakiplerinden farklı olmak ve daha iyi olmak için pazar araştırmalarında aylar süren çalışmalar yaptılar ve nihayetinde ortaya herkesin dikkatini çektikleri, “Ürün farklılaştırmak” için harika iki örnek verebileceğim muhteşem Private Label ürünler çıkardılar.

  • Ürün farklılaştırma ile gerçekten farklı oldular
  • Tasarımsal olarak daha iyi oldular
  • İşlevsel olarak daha faydalı oldular

Case Study 1; Nomatic’in seyahat çantaları

Aşağıda iki sırt çantası var, birisi sıradan Private Label olamayan ucuz bir çanta hâliyle rekabeti Allahuekber Dağları’nda, diğer tarafta ise Nomatic adında Private Label markalı seyahat çantaları üreten ve çok iyi özellikler sunan, fiyatı inanılmaz yüksek sırt çantaları var. 

Peki şimdi paranızın olduğunu, veyahut iyi bir çantaya iyi para verecek kadar bir birikim  yaptığınızı  düşününüz. Uzun bir seyahate hazırlıklar yapıyorsunuz ve bir çanta alacaksınız bugünlerde, her gün Google’da araştırmalar yapıyorsunuz, birkaç Günlerdir aramanıza rağmen hala doğru düzgün bir çanta bulamadınız.

Peki şimdi ne mi olacak? Nomatic gibi lüks çantalar satan markalar Facebook, Youtube ve İnstagram gibi platformlarda sizi reklamlarla hedeflediğini göreceksiniz, öncelikle bu reklamlara tıklamayacaksınız yüksek ihtimalle, birkaç sefer daha gördükten sonra merak edeceksiniz “bir bakalım neymiş bunlar?” diyeceksiniz ve inceleyeceksiniz. 

O da ne? Çantaların fiyatları çok yüksek, peki ama neden? Bakıyorsunuz özelliklere çantada yok yok, web siteleri muazzam, ürün kaliteli ve şık duruyor, çantanın en ince detayına kadar şık bir şekilde listelendiğini göreceksiniz, sosyal medya hesaplarında sayısız takipçi ve sayısız şık ve cool postlar olduğunu göreceksiniz. Çanta şık, sağlam, çok işlevli, uzun yıllar götürür, aynı zamanda harika bir marka algısına sahip, soranlara gururla nereden aldığınızı söyleyebileceğiniz bir marka kısacası.

“Ama çantaları çok pahalı!”

Evet ama bu çok pahalı diye yine de vazgeçmeyeceksiniz, Çünkü Nomatic sizi ikna etti bile.

Bu senaryoya göre kesinlikle alacaktınız çantayı. Bu senaryo bir müşteri çekme döngüsü senaryosu. İyi hedeflenmiş bir Private Label markanın müşteri kitlesi işte bu şekilde internette çantasını seçer, parası olmayan çanta meraklıları dahi bir gün alacaktır Nomatic çantasını. 

Nomatic bir crowdfunding kickstarter projesi

Değerli girişimcilik101 okuyucularım, Nomatic bir crowdfunding kickstarter projesi hakkında daha fazla okumak için bu bölümün sonundaki yazıyı okuyabilirsiniz. Nomatic bir Private Label ürün vaat ediyordu projelerinde, çok kısa bir süre içerisinde 5,500 kişiden toplamında değeri 1 milyon dolara yakın bir yatırım desteği aldılar. Ürün ilk defa Temmuz 2016 ayında piyasaya sürüldü, o günden beri hemen hemen her girişimcilik kanalında ve web sitesinde konuşulan bir proje oldu

Nomatic. Hâlâ da giderek popülerliği hızla artan bir marka ve öyle görünüyor ki daha hızlı bir şekilde büyümeye devam edecekler. 

Nomatic’in fikri aslında özünde çok basit. Basit ama çok işlevli, şık, minimalist tasarımlı, sağlam ve de benzersiz bir seyahat çantası sunmaktı.  

Nomatic ile ilgili daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

Hadi gelin şimdi “ürün nasıl farklılaştırılır? bir diğer çok sevdiğim örnek olan Airinum markasınıda inceleyeleyerek daha iyi kavrayalım.

Case Study 2; Airinum’un maskeleri

Aslında AIRINUM hikâyesı baştan aşağıda kendi başına ayrı bir post söz konusudur. Airinum misyonuyla vizyonuyla marka algısıyla marketing stratejisi ile dijital girişimcileğe fevkalade güzel bir private label markasıdır.

2014 yılında İsveçli bir Genç, Hindistan ziyaretinde astımından dolayı Mumbai’deki aşırı hava kirliliğinden çok kötü bir şekilde etkileniyor.

Yapılan araştırmalara göre Hindistan, Çin’den sonra en kirli havaya sahip olduğunu gösteriyor, resmen sanayi devriminden sonra ortaya çıkan karanlık kirli atmosferi dönüşmüştür Hindistan semaları, bunun en büyük nedenini fabrika bacalarından ortaya çıkan kirli dumanlardır. 

Mumbai hava kirliliği, 2015

Ekonomik olarak giderek gelişen Hindistan’da üretim hatları arttıkça kirli havaya neden olan baca sayılarda malesef o oranda artıyor, Modi hükümeti her ne kadar “Önlemlerimizi alıyoruz.” dese de ne yazık ki alınan tek önlemler işe yaramayan filtreleri bacalara takmaktan öteye gitmiyor. 

Asya ülkeleri Dumanlar altında

Çin ve Hindistan’ın başını çektiği Güney Asya ülkelerinin gökyüzleri “üretim yapıyoruz” mentalitesi ile neredeyse artık güneş göremez hâle gelmiştir. İnsanlar temiz bir havayı artık aramıyor, tek istedikleri kendilerini bu distopik hükümetlerin yalan dolan çabalarının sonuçlarından korumak için iyi maskeler bulmak. 

Eğer Çin veyahut Hindistan’ın herhangi bir şehrine ziyaret ederseniz ilk gün ilk yapmak isteyeceğiniz iş maske bulmak olacaktır, Batı Ülkeleri’nde maske takan insan sayısı gerçekten azdır, Asya Ülkeleri’nde sokakta her 10 kişiden 4’ü ise maskesiz gezemez durumda şuan, durum gerçekten çok feci bir hâle gelmiş durumda.

Hava kirliliği üzerine daha çok bilgi almak için Google’den birkaç web sitesi gezmek size durumun ciddiyetini göstermeye yetecektir. 

Olur da merak ederseniz, Çinli bir bilim insanı olan Chai Jings’in “Under The Doom” adlı  Çin’deki hava kirliliği üzerine yaptığı bu şaheser niteliğindeki belgeseli şiddetle tavsiye ediyorum 

Under The Doom belgeselini buradan izleyebilirsiniz

Uzun lafın kısası; Dünya, insanoğlunun neden olduğu karanlık bir dünyaya doğru ilerliyor, hava kirlilikleri dünya üzerindeki birçok güzelliği yok ediyor her şeyden önce canlılığı zehirliyor ve öldürüyor.

4,5 milyar yaşındaki mavi gezeni 150 yıllık küçücük bir zaman diliminde inanılmaz bir hızla yok ediyoruz. Eğer devletler aklını başına almazsa ne yazık ki durum geri dönüşü olmayan karanlık, güneşsiz, delik atmosferli, radyasyonlu, havasız, susuz, gıdasız, hastalıklar dolu, virüslerle dolu bir distopik geleceğe yuvarlanacağız (yuvarlanıyoruz).

 Biz insanlar bu cinayete bu savaşa dur demeliyiz hemen şimdi.

FİKİR İŞTE BÖYLE DOĞDU

İşte böyle bir dünyanın farkında olan Airinum’un kurucusu böyle bir dünyada kafasını kumun altına sokmak istemedi. Bu karanlık ve zehir dolu gökyüzünden korunmak isteyen insanların aldığı maskelerin insanları hem koruyamadığı hemde sağlıklı ve geri dönüşümlü olmadığını gördüğünde “korunma maskeleri” üzerinde düşünmeye başlamıştı.

Maske pazarının giderek daha da ihtiyaç hâle geleceğini bilmek sanırım Google’de 15 dakikanızı almıştır. İsveçli Alexander, kısa bir araştırmadan sonra artık yeni girişimin ne üzerine olacağına karar vermişti; Yeni girişimi, her türlü virüsten, hava kirliliğinden, zehirli gazdan ve tozdan koruyan ayrıca geleneksel, ucuz ve biçimsiz tasarımlar yerine şık tasarımları olan maskeler tasarlamak olacaktı. 

Çok kısa süre içerisinde çalışmalara başlayan Alexander, bir dizi görüşmeden ve araştırmadan sonra ilk Airinum maskelerini tasarlamıştır. 

Piyasada 3m’den tutun irili ufaklı maske satan binlerce maske satan marka vardır ama gelin görün ki bu ucuz markaların neredeyse hepsi 3m’nin ucuz kopyaları ve kullan-at olan, hatta çoğunluğu koruyamayan maskelerdir. 

Bu maskeler neredeyse dünyanın her yerinde satılıyordu, “madem maske kullanmak zorundayız neden gündelik hayatımızda çok kullandığımız bu maskeleri şık bir tasarımla yeniden tasarlamıyoruzki” diyen Alexander’in Airinum maskelerinden bir koleksiyonu işte bu şekilde.

Airinum Private Label markanın ilk koleksiyonu

Alexander, pazardaki açığı görmesine rağmen milyonlarca maske depolayıp yıllar boyunca bunları kuruş karlar koyarak yine de az da olsa bu kızıl okyanustan para kazanabilirdi. Ama o kızıl okyanusun sonucunda ölümün olduğu amansız bir savaşa girmek yerine pazarı yepyeni bir boyuta taşıyıp kızıl okyanuslardan çok uzak olan mavi okyanuslara, yani rekabetin olmadığı ama talebin, dünya çapında büyük olduğu pazarın üst leveline girmek istedi. Sizce başarılı oldu mu Alexander’in Airinum’u ?

Hem de öyle bir başarılı oldu ki şuan fiyatları 70 dolar olmasına rağmen yine de siparişlere zor yetişiyorlar

Not; Airinum, Koronavirüsten dolayı fiyatlarını artırmadı hatta tam tersine, insanlar alabilsin diye fiyatlarını aşağı dahi çektiler.

AIRINUM İnstagram hesabı

Benzer İçerikler